
Bir gün baksam ki gelmişsin
Bir gün baksam ki gelmiÅŸsin…
Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yâr
Gözlerinde bir bitmez, bir tükenmez güzellik
Saçlarında ilkbahar…
Bir gün baksam ki gelmiÅŸsin…
Gülüşünde taze serin bir rüzgar
Ellerin yine eskisi kadar güzel
Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar
[...] Yazıyı okumaya devam edin… »
Hayat
Eski Sısam krallarından Ancee adında bir zalim, yeni yaptırdigi bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş. İşlerin bir an önce bitmesini sağlamak için de kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş.
O zavallı kölelerden biri, birgün pek bitkin düştüğü için dayanamaz ve zalim krala:
- Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu bağin üzümlerinden yapılacak şarabi hiçbir zaman içemeyeceksiniz ki ! deyivermiş.
Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış. Nihayet gün gelip üzümler yetiştikten sonra, kral köleler de dâhil herkesin hemen toplanmasını emretmiş.
Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden yapılmış saraptan
bir bardak getirilmesini emretmiş. Daha önce kehanet gösterisinde bulunan köleyi de huzuruna çağırtmış.
Şarap bardağını eline alarak:
- Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiçbir zaman içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin? diye sormuş.
[...] Yazıyı okumaya devam edin… »
Happy new year from Bakerkoi
Uzun araÅŸtırmalarım sonucu yaklaşık 2 hafta kadar önce Bakırköy’de bulunan Wall Street ‘e kayıt oldum, daha önce radyoda ve kayıt esnasında dil okulunun eÄŸitim sistemi hakkında duyduklarım kafamı bir hayli karıştırmıştı, çünkü Wall Street’in eÄŸitim sistemi okul yıllarımızda olduÄŸu gibi öyle ezberci bir eÄŸitim sistemi deÄŸildi, yani belli bir günde saatte kursa gidip bir sınıf ortamında sayfalar dolusu yazılar yazıp dersten çıktığımız ezbere dayal bir sistem deÄŸildi. [...] Yazıyı okumaya devam edin… »
yigitsagun 1 yaşında
Senelerden geçen sene, tarih tam olarak 30 aralık 2007.. Kendime ait gayet kişisel blog sayfamı yayına soktuğum tarih, üzerinden tam bir yıl geçmiş ve şuanda bir yaşındayım. Bir yıl çeşitli kategode birçok yazıları siz değerli okurlarıma paylaştım. Bunlar bazen bir haber sitesinde beğendiğim yazılar, bazen bir pazar ekindeki köşe yazısı yada bir metin oldu, geçtiğim bir yılda acı tatlı günlerim oldu bu sayfada sizlerle paylaştığım. Kimisi sizin tarafınızdan okundu yorumlandı, kimisi okunmadı
Yılmadım yazdım, yazdım, yazacağım. Daha önceleri bundan iki sene kadar önce ÅŸu klasik Msn Spaces’lerde baÅŸlayan amatör yazarlığım ki o vakitlerde gerçekten ÅŸimdiki gibi hiç de akıllı bir iÅŸ gibi görünmüyordu bloglar, çok ön yargıları vardı. Blog mu o ne ? KiÅŸisel siteyi de ne yapacaksın ki ? diyen zihinler oldukça bu günlük olayı geliÅŸemezdi. Neyse geçelim o kısmı uzunca bir hikaye bu… Velhasili kelam bugün kiÅŸisel olan web sayfamın doÄŸum günü, blog hayatımdaki ilk senem.. Mutluyum, huzurluyorum.
Haydi hep beraber üfürelim.. Üfff…
Hani, ölümdü tek başına, aÅŸk iki kiÅŸilikti…
Yeryüzüne düşen ilk yaÄŸmur tanesi vardı avuçlarımda o gece…Hayallerim gözümün önünde dans etti…Düşlerimdi gökyüzünden bana göz kırpan, yıldızlar deÄŸil; yalnızlığımda…Oysa aÅŸk iki kiÅŸilikti…
Çayım vardı; bir kupa elimde, diÄŸer elimde ise o gece yeryüzüne düşen ilk yaÄŸmur tanesi… Çiseleyen yaÄŸmur bile ürpertemedi bedenimi; hayalin gibi… Bense yalnızdım; yokluÄŸunda… Sadece yalnızdım iÅŸte bu aÅŸkta, oysa aÅŸk iki kiÅŸilikti…
Denizin dalgalarımıydı azan; içimde ki volkanlar misali… Oysa içim azdıkca, sustu dudaklarım… Ben sustum, bulutlar haykırdı isyanımı… ÅžimÅŸekler vardı yüreÄŸimde ürkütücü!.. Korkutan… Sadece ben duydum, ben hissetim içimdeki yalnızlığın sesini… Dudaklarım suskun, gözlerimde yaÅŸ… Sen ise sadece yoktun!.. Sadece yok!!! Oysa ölümdü tek başına yaÅŸanan, aÅŸk iki kiÅŸilikti…
[...] Yazıyı okumaya devam edin… »
Asi Düşlerim…
bir umudun fazlasıdır
asi düşlerim…
her yolcunun cebinde
yırtık bir bilettir siluetim
öylesine imkansız
öylesine çoğul
ve öylesine hırçın büyür sözlerim
bir umudun
son sözünü söylememiş halidir
benim yoksul gözlerim
[...] Yazıyı okumaya devam edin… »
Sen,ben ol artık…
Dinliyor fakat duymuyorsun…Herkesin bildiğini bilmek istemiyorsun.Ne söylesem,sana söylemediğim için görmüyorsun.Artık zaman bile yetmiyor yaşadığımı sanmaya…
Benim düşündüklerimi değil, bana söylediklerini tekrar söyle.Unutuyormuş gibi yapma sözlerini,yapamıyorsun. Artık susamıyorum da… Duramıyorum da… Konuşamıyorum da… Geldiğini unutma ! Verdiğin sözleri… Ettiğin yeminleri unutma.
Bitti , sözüm kalmadı sana..
Lipton’un yeni meyve suyu
İlerleyen zamanlarda sizlere bahsedeceğim hayırlı haberlerim olacak ama öncesinde bu komik başlığı açıp birazda sizlerin gülmesini istedim, hayırlı bir ise tanıklık etmek için memleketten teeeeee buralara kadar gelen teyze oğlu ile geçtiğimiz cumartesi buraya yakınlardaki bir kafaye gittik
Kafe ortamı güzel böyle park tarzında yeÅŸillikler Armut çayır çimen karı-kız falan diyeceÄŸimi sanıyorsun ama….
neyse uzatmayalım sende gel senide götüreyim.. Kafenin adını deşifre etmek istemiyorum ama malesef aşağıdaki resimlerde kafe adı açıkca yazıyor valla hiç sansürleyemem kusura bakma bilader
Neyse, vaktimizde kısıtlıydı hani. Dedik sağlıklı şeyler içelim, mesela meyve suyu tarzında sağlıkla içebileceğimiz güzel birşeyler olsun.. neyse teyzeoğlu Fanta aldı
bende dedim ice tea şeftalı alayım (zaten abone olduk valla ice şeftalı kolik oldum.)
Neyse biraz bekledik geldi içeceklerimiz, sohbet muhabbet gırgır ÅŸamata hepsi bizim masadaydı… Sonra bir ara ÅŸu hesap pusulasına bir bakayım dedim… ve gülmekten yerlere yatıyordum..
kuzen ÅŸaşırdı tabi noldu olum neden gülüyorsun dedi ? Alda bak dedim… ilk o da anlamadı… ama herÅŸey ortada…
Hayat ile kısa bir söyleşi
Hayat ile röportaj yaptığımı gördüm rüyamda.
“Benimle röportaj mı yapmak istiyorsun?” diye sordu Hayat.
“Zamanın var mı?” diye sordum.
Gülümsedi.
“Benim zamanım Sonsuzluk” dedi Hayat. “Ne sorular var yüreÄŸinde?”
“İnsanlarla ilgili en çok neye ÅŸaşıyorsun?” diye sordum.
Hayat yanıt verdi.
“Çocukluktan sıkılıp büyümek için acele ediyorlar, sonra yine çocuk olmanın özlemini duyuyorlar. Para kazanmak için saÄŸlıklarını kaybediyorlar, sonra saÄŸlıklarını kazanmak için paralarını kaybediyorlar. Gelecekle ilgili ediÅŸelenmekten ÅŸimdiyi unutuyorlar. Sonra da ne ÅŸimdiyi ne geleceÄŸi yaÅŸayabiliyorlar. Deneyim iyi bir öğretmendir diyorlar ama deneyimin faturasını ödemek istemiyorlar. Hayatlarını kazanmak için eÄŸitim alıyorlar ama yaÅŸam ustası olmayı bilmiyorlar. Bu nedenle de, hiç ölmeyecekmiÅŸ gibi yaşıyorlar, hiç yaÅŸamamış gibi ölüyorlar.”
Hayat elimi tuttu. Bir süre sessiz kaldık.Derin bir nefes aldım. Ona, insanların neleri öğrenmelerini istediğini sordum.
Hayat yanıtladı.
“Hiç kimseyi seni sevmeye zorlayamayacağı nı, yapabileceÄŸin tek ÅŸeyin seni sevmelerine izin vermelerini isterdim. Affetmenin affederek öğrenilebileceÄŸ ini öğrenmelerini isterdim. BaÅŸkalarıyla kendilerini kıyaslamamayı öğrenmelerini isterdim. İki insanın aynı ÅŸeye bakıp farklı ÅŸeyleri görebileceÄŸini öğrenmelerini isterdim.”
“Zengin insanın en çok ÅŸeye sahip olan deÄŸil, en az ÅŸeye ihtiyaç duyan insan olduÄŸunu öğrenmelerini isterdim. Bir sevecen yüreÄŸi derinden yaralamanın bir anda olduÄŸunu; ama iyileÅŸtirmenin çok uzun sürdüğünü öğrenmelerini isterdim. Seni seven insanların duygularınmı nasıl ifade edebileceklerini bilmedikleri için seni sevmediklerini sanmak yerine onların sevgisini hissetmeyi öğrenmelerini isterdim.”
Hayat derin bir nefes verdi. Hayatın nefesi kelimelere dönüştü.
[...] Yazıyı okumaya devam edin… »
Åžimdi Git
Gerçekten sevseydin beni,
Böyle sessiz veda etmezdin…
Bağırırdın,ortalığı yıkardın yanımda birkaç dakika daha durabilmek için…
Ama gittin…Sessizce gittin…
VedalaÅŸmadan,son kez elini tutamadan,
Kokunu tenime kazımadan gittin…
Yalnız bıraktın beni bu boğazlayan gecelerde,
Şimdi kim ısıtacak beni,karanlık mı?
Kim elimi tutacak,boş duvarlar mı?
Kim sarılacak bana söylesene,kim öpüp bağrına basacak beni?
Nerdesin?Niye cevap vermiyorsun?
Niye susuyorsun?,
Söyle niye beni terk ediyorsun?
Tamam sus..
Zaten bu dakikadan sonra yüreğim seni kaldırmaz,
Yüreğim yalancı sevgini kaldırmaz…
Şimdi git…














