Seni özlemek geldi içimden..

Seni özlemek geldi içimden
Çocukluğumu özler gibi
Babamın eve gelişini gözler gibi
Sobanın üzerinde kızarmış ekmek
Çaydanlıkta tıkırdayan çay
İçmek geldi seni içimden
Oh çekerek yudum yudum

Ağlamak geldi içimden
Hüngür hıçkırık çocukça
Hiç neden olmasa bile
Türlü kaprisler yaparak sana…
Karanlıktan korktum da yine
Yatağında uyumak istedim
Sokulup kedi gibi koynuna
Sıcaklığını duymak istedim

Haydi evcilik oyna benimle
Çamurdan köfteler yap bana
Bu yaramaz bebeğine
Ninniler söyle dizinde
Haydi çocuk gibi davran bana
Hiç olmadığım kadar çocukça
Çocukluğuma ver bütün bunları
Farzet ki -
Çocukça aşık olmak geldi içimden…


Amerika sokaklarında umarsızca

Ahh ahh nerdeee, keşke ben olsam o kişi çok istiyorum Amerika’ya gitmeyi tabi ama nasipp-kısmet…

Neyse haydi gel gezelim Amerika’da ? Gel gel valla kaybolmayacağız… Valla ben geziniyorum arada sırada ama sokaklar çok yabancı arada 1-2 tabela görüyorum ama sonuçta nereye gittiğini bilmeden yola çıktığım için her seferinde kaybolurum tabi :) Neyse işte umarsızca dolaşıyorum sokaklarda dağ , bayır, çayır, çimen geziyorum kayboluyorum… Sonra sağ üstten çarpıya basıyorum :) ….. Heaa evet sağ üstten çarpıya basıyorum, ne var ki bunda, niye şaşırdın ki anlamadım ?

Caddeleri 360 derece dönerek geziyorum hemde, bakınıyorum etrafa bir Türk’e rastlar mıyım diye ? ama bir allahın kulu yok, yada bir tanrının kulu (: Hani Amerikalılar diyor ya…

Sokakları aşağıdaki resimdeki şekilde görüyorum aslında, yada arada full screen yapıyorum.. işte o zaman kayboluyorum sokaklarda..

[...] Yazıyı okumaya devam edin… »


Öss değil ÖÖSS

Başlık biraz ilginç gelebilir ama günümüz Türkiye sinde bunlar malesef yaşanıyor. Herkes gençlerimizin Öğrenci Seçme Sınavı adı altında (ÖSS)’ye girdiğini sanıyor ama aslında durum öyle değil.. Bu sınavların asıl adı Ödüllü Öğrenci Seçme Sınavı (ÖÖSS)

Şimdi diyeceksiniz ki ne alaka Yiğit, nerden biliyorsun bunları dediğinizi duyar gibiyim sanki… Konuya birazdan bayağı bir açıklık getireceğim merak etmeyin sırayla, ödülle değil.

Asıl adı Öss de olsa sınava girenler dershaneler için sınava girip, başarılı oldukları takdirde karşılığında ödül kazanıyorlarmış !  (inanmıyorsan yazının devamını okuyun.)

[...] Yazıyı okumaya devam edin… »


‘Kendine iyi bak’ derler, kurşunu kafana sıkıp giderler.

“Kendine iyi bak” bir “veda” değil “elveda” cümlesidir çoğu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde…
“Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım. Olamayacağım. İstesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmanı istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“ [...] Yazıyı okumaya devam edin… »


Başrollerde SEN ve ben

Evet başrollerde sen ve ben… Yani ikimiz varız aslında, yada Siz ve ben mi demeliyim…. Evet, evet siz ve ben demek daha doğru olur.. Başrollerde Siz ve ben

Bu hikaye ne kadaar doğru bilmiyorum ama sanki siz ve beni anlatıyor. Tabi hikayedeki asıl karakterleri biraz değiştirmek gerek, hikaye konu olarak çok ama çok benziyor benim yaşadıklarıma, heaa tabi burada ilk adı geçen bayanı erkek (ben) yapmamız lazım.. Diğer karakterlerde tabi benle birlikte biraz değişmesi lazım, mesela benim başrollerde olduğun karakterin arakadaşıda benim cinsimden olmalı, diğeride malumunuz karşı cins..

Aman neyse… Önce orjinal hikayeye alalım sizi, daha sonra yukarda bahsettiğim kahramanlarda bazı değişiklikler yaparak belki bana uyarlarsınız…

Küçüktü, narindi, saftı ve belkide doğaldi. Dünyadaki tüm güzellikler bu genç kızda vardı. Herkesi kendi gibi bilir vede öyle yaklaşırdı insan ilişkilerine. Nefret ve kinin ne demek olduğunu asla bilmezdi bile. Kimseye sataşmaz ama herkes ona satarşırdı ama o bunun bilincinde değildi. Belkide bilincindeydi ama kimseye belli ettirmiyordu. Kimse onun güzelliğini, saflığını, başarısını, doğallığını çekemezdi. Herkes onun gibi olmak ister, ama olamazdı. Köydeki tüm genç kızlar, plan yapardı, bütün gün. Acaba genc kızın naamına nasıl leke sürelim, onu nasıl onu hayata küstürelim, nasıl kahpe felek ona güzel bir çelme taksın diye. [...] Yazıyı okumaya devam edin… »


Galiba Özledim

Bir şekerleme gibisin, bütün gece uyudum ama en tatlısı sendin, bırakması öyle zorduki seni bütün geceye değişmezdim.
Uyanmayı istemediğim bir rüyasın, her gördüğümde bir öncekinden daha zevkli, fakat ne yazık ki uyandığında farkına varılan ve çabucak unutulan.

edit büdüt: lan unutmadan insan eski sevgilisine feysbukta rastladımı da bir acayip oluyormuş be, gerçekten.

Ne zaman geldin ruhum, görmedim seni. Uçaktan atlarken unuttum, galiba özledim. Sarıl bana ruhum ne olur sar beni. Çığlıklar geçti üstümden bulutlar geçti. Ve o gençlik günlerimizde sen ve biz. Seni öldü sandım ruhum biliyormusun. Sensiz yaşamaya alıştırdılar, galiba özledim.

Müzik & Beste : Yaşar Kurt - Ruhum

Söz : Az biraz ben, bir tutam yaşar kurt


Bwin’in yaptığı saygısızlık

Tarih 25 haziran 2008, malum Almanya - Türkiye  Euro 2008 yarı final maçı vardı,  internette haber sitelerini geziyordum, alman haber sitelerine bir göz atayım dedim, Almanya’nın en büyük haber portalı olan bild.de adresinde sağ üst köşede kayan banner olarak yer alan bir bahis reklamı gözüme çarptı, reklam bwin.com bahis sitesinin o akşam oynanacak olan maç için yaptığı bir reklamdı.

Reklamdan bahsetmek gerekirse,

Sağ üstte kayan banner olarak yer alan reklamda türk bayragimiz vardı ve türk bayrağımızın üzerinde er alan ay yildizimizin arkasindan gelen bir alman topunun bayragimizi ay ve yıldızımızın olduğu yerden yirmasi ile devam etmekteydi.



Hemen bwin’in türkçe bahis sayfasından kendilerini konu hakkında uyardım, bayrağıma yapılan bu saygısızlığa banner reklam bile olsa sessiz kalamazdım, ciddi ve sert bir dille uyarı maili attım kendilerine, aradan 30 dk geçti-geçmedi bir mail aldım. Bahsettiğiniz reklama ait bir ekran görüntüsü yollar mısınız dediler.

İşte bahsettiğim reklam aşağıda :

bu resmi kendilerine yolladıktan yarım saat sonra banner şu şekilde değişti :D ve gelen mail şu şekilde.

 

 

bwin
Sayın xxxx,

E-mailiniz icin tesekkur ederiz.

bwin banner’i konusundaki talebiniz elimize ulasmistir. Bu talebiniz yetkili
birimimize iletilmis olup incelenmektedir. Sabriniz icin tesekkur eder, talebiniz
hakkinda size en kisa zamanda bilgi verilecegini bilmenizi isteriz.

Saygilarimizla

bwin Destek Ekibi


hayatı ıskalama lüksün yok senin

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.

İki ucu keskin bıçaktır bu işin…

Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman…
Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.

Sen, “Ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu yapmadın” diye cevap verecektir ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.

Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. “Peki o ne yaptı” deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak İçin uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?

Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

Her zaman ki gibi yaşayacaksın sen. “Acılara tutunarak” yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki…. Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun Unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana…

Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası…

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asıl olan yürektir. “Yürek sesi ne?” bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu…

Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…

Nazım Hikmet RAN


Büyürken, içimde eksik sevgin..

Büyümek ne kadar sancılı bir süreçmiş meğer…

Zorluklara karşı koyamıyoruz, engel olamıyoruz acılara. Bazı zaman bazı şeylerin farkındayız elbette ancak silkinipte dur diyemiyoruz.
Yani zaman hem lehimize işliyor hem aleyhimize..

Yitiriyoruz..
Yitirmeyi hayatın cilvesi, gerekliliği sayarak, kaybediyoruz elimizde avucumuzda ne varsa. En çok da sevgiyi bitiriyoruz. Sevmeyi ve sevilmeyi yok ediyoruz hesapsızca..
Gün geliyor ki insanın eli koynunda kalıyor.

Hani bir gün bir düş büyütüyoruz,
mutluluğu yazıyoruz sonra mutlu olduk sanarak.
Ve yine bir gün düş ölüyor…
İşte o zaman eksik büyüyoruz..
Sevmeyi yitirmek zannetmeye başlıyoruz.

Şimdi ben büyürken içimde eksik sevgin…


İçimi dökmek istiyorum…

Bunu ilk kez yapıyorum.. Yani, aslında günce’mde (blog oluyor kendisi, türkçesi bu canım..) ilk kez içimden geçenleri yazıma döküyorum, yapmazdım, yapmayacaktım ama şartlar elvermedi, içim sıkıldı….

*****

Bilir misin hani bazı anlar vardır ? illallah ettiğiniz, sevmediğiniz hatta o anı yaşamak bile istemediginiz anlar vardır…

İşte bugün o günlerden biri oldu benim için, tabir-i caiz ise kötü bir gün geçirdim diyebilrim. Gerçi ilk başta (sabahleyin) güzel bir gün olacağı kanısındaydım -ki- öyle başladı günüm, taa ki öğlen saatlerine kadar… Kısa bir telefon görüşmesinin ardından olayı büyütmemek için içime attım bana söylenenleri, tabir-i caizse “neyse, boşver…” dedim…

Kulağımda çınlayan bazı kinayeli söylere aldırış etmeden; gün boyu gezdim, tozdum… Umarsızca, hani kendini bizmezcesine olanından…

Ama anladım ki bugün yaşamadıklarım; derler ya “- Bu yaptığın, artık bardağı taşıran son damla oldu.” diye işte öyle bir his uyandırdı içimde biranda..

Artık insan seçerken daha dikkatli olmalıyım,

Artık herkesi kendim gibi sevecen, dürüst sanmamalıyım,

Artık kimseye müsama tanımamalıyım. (Sonuçta onlar babamın oğlu değil.)

Artık şıp sevdi olmamalıyım :)

Artık olur olmaz şeylere parlamamalı, hali hazırda adam akıllı dostum olan kişilerinde kalbini kırmamalıyım,

Artık kimseyi düşünüpte, aman o da gelsin dolaşalım, aman onuda arayayım dememeliyim.

Artık düzenli bir hayat yaşamalıyım…

Artık hayata şaşkınım ve kırgınım…

Artık YETTİ…

‘ Patlamaya hazır bir şarjör misali sözlerim.. Dikkat Et. Artık acımıyorum.